![]() |
||
Çevre, genel olarak toplum ve kişilerin yaşamlarını etkileyen dış şartların bütünü olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle, dünya üzerindeki bütün canlı varlıkları kuşatan canlı cansız varlıklar, olaylar ve faaliyetler çevre olmaktadır. Çevre bilimi (Ekoloji) insanlarla coğrafi çevreleri arasındaki ilişkileri inceler. Kent ekolojisi, kente yaşayanların çevresi ile ilişkisi üzerinde durur. Kent ekolojisinde yoğunlaşma, merkezileşme, ademi merkezileşme, farklılaşma, istila ve topluca göç aşamaları görülmektedir. Çevrenin özellikleri fiziki, ekonomik, kültürel ve demografik açılardan incelenmektedir. Çevrenin fiziki açıdan özellikleri, toprak, su ve iklim yönünden ele alınabilir. Ekonomik özelliği, sanayi alanında yapılan üretimden başlamak üzere tüketime kadar uzanan bütün aşamaları kapsar. Demografik özelliği, belirli bir alan üzerinde yer alan insan varlığının niteliklerini açıklamaktadır. Kültürel özelliği ise, insanlık tarihinin meydana getirdiği kültür varlıkları ile çevre ilişkisini göstermektedir. Çevre sorunlarına yol açan nedenlerin başında, 19. yüzyılda başlayan ve hızla gelişen sanayileşme gelmektedir. 20. yüzyıl ise, doğal çevrenin hızla değişmesine ve yeni bir sosyal çevrenin doğmasına neden olmuştur. Bu büyük dönüşümün nedeni, sanayileşmenin iki önemli özelliği olan, kitle için üretim ve teknolojik gelişmedir. Bu yapılırken çevre faktörü gözardı edilmiş; ayrıca tarımda yeni teknolojilerin yoğunlaşması da doğal çevrede ciddi hasarlar yaratmıştır. Çevre kirliliği son 50 yılda özellikle 1960'lardan sonra başta ABD ve Japonya olmak üzere, gelişmiş ülkelerde önemli boyutlara ulaşırken; gelişmekte olan ülkelerde de aynı hızda olmasa da sanayileşmenin bir işlevi olarak ortaya çıkmıştır. Dünyada kirlenme olgusu sanayileşme ile başlamış ve muhtemelen ilk kirlenme olayı, İngiltere'de ortaya çıkmış, daha sonra Kıta Avrupası ve Kuzey Amerika'ya sıçramıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sanayileşme ulusal amaç eğilimine girmiştir. Ancak, ekonomik gelişme, özellikle sanayi faaliyetleri, son derece ciddi kirlenme sorunları yaratmıştır. Göller, nehirler, kapalı denizler, körfezler ve nihayet açık denizler ile okyanuslar ve hatta atmosfer, global kirlenme olgusu ile karşı karşıya kalmıştır. Çevre sorunlarıyla örgütlü mücadelenin 1970'li yıllardan sonra hızlandığı görülmektedir. 1972 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü kurulmuş, daha sonra bunu Avrupa Konseyi, OECD, AT gibi kuruluşların çevre sorunları ile mücadele için örgütlenmeleri izlemiştir. Aynı yıl, Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Stockholm Konferasına gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler katılmıştır. Bu toplantıda çevre ile ilgili birçok konu tartışılmış ve bazı kararlar alınmıştır. Birleşmiş Milletler Çevre ve Gelişme Konferansı ise, 1992 yılında Rio'da toplanarak, geleceğe yönelik çevre ile ilgili bir çok karar alma başarısını göstermiştir. Sadece gelişmiş ülkelerde sanayileşme nedeniyle gözlemlenen çevre sorunlarının giderek gelişmekte olan ülkelerde de kendini gösterdiği ve ciddi bir takım sorunlara yol açtığı bir gerçektir. Gelişmekte olan ülkelerin, bu konuda sanayileşmiş ülkelerin tecrübelerinden yararlanarak, daha iyi bir çevre yaratma imkanına sahip olabilecekleri düşünülmektedir.
|
||