![]() |
||
Sanayileşmiş ülkelerdeki yüksek düzeydeki ekonomik faaliyetler, üretim ve tüketim sırasında doğadaki biyolojik ve ekolojik dengenin bozulmasına ve doğal çevrenin kirlenmesine yol açmaktadır. Doğal çevrenin hızla tahribi, insanların yaşam alanlarının daralması, üretim kaynaklarının yanlış kullanım nedeniyle hızla tükenmesi ve sonuç olarak bozulan çevrenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, özellikle sanayileşmiş ülkelerde çevre sorunlarına 70'li yıllardan sonra giderek artan bir önem verilmesine neden olmuştur. Çevre sorunlarını yaratan nedenlerin başında nüfus artışı ve hızlı kentleşme gelmektedir. Hızlı nüfus artışının doğal çevre üzerindeki önemli etkisi, madenler, su, gıda maddeleri, oturulabilir alanlar, tarım alanları ve diğer sınırlı doğal kaynaklar üzerinde oluşacak talep baskısı- dır. Hızlı kentleşme, tarım alanlarının hızla yok edilmesi, kentlerde konut sayısının artması, daha çok taşıt, daha çok hava kirliliği demektir. Öte yandan, aşırı kentleşmenin iklim değişikliği yarattığı, sis oranını artırırken yağış miktarını azlattığıda bir gerçektir. Artan nüfus, beslenme sorunları ortaya çıkartmakta, kentleşme nedeniyle yok edilen tarım alanlarının yerine, ormanların yok edilmesi pahasına yeni tarım alanları açılmakta, bu da çevre ve iklim değişikliklerine yol açmaktadır. Öte yandan, tarım üretimini yaygınlaştırmak için, gübre ve ilaç kullanımı aşırı biçimde artarak, toprakta kimyasal kirlenmeye yol açmakta ve toprak komposizyonunu zayıflatmaktadır. Bu ise, doğal sistem ve dengelerin bozulması, yeraltı su kaynaklarının kirlenmesi demektir. Çevre kirliliğine yol açan bir diğer etkende, sanayi artıklarıdır. Çevre kirliliği çeşitleri, genel bir ayrıma göre: hava, toprak, su ve gürültü kirliliği ile radyoaktif kirlenme olarak sınıflandırılabilir. Kentleşme ve sanayileşmenin hızla artması, çevre kirliliği boyutununda hızla artmasına ve çeşitli biçimlerde kirliliğe de yol açmaktadır. Kentleşme nedeniyle, konutlarda kullanılan yakıtlar, sanayi ve motorlu araçların eksozlarından çıkan gazlar; sanayileşmenin ise, sanayinin kuruluş yeri seçimindeki yanlışlık ve yanma sonucu ortaya çıkan atık gazların önlem alınmadan havaya bırakılması, hava kirliliğine yol açmaktadır. Toprak kirliliğine yol açan nedenler ise: hava kirliliğinden kaynaklanan kirlenme, su kirliliğinden kaynaklanan kirlenme, katı atıklardan kaynaklanan kirlenme ve tarım mücadele ilaçları ve yapay gübrelerden kaynaklanan kirlenme olarak ayırmak mümkündür. Su kirliliğinin nedenlerini de, tarımsal faaliyetler, sanayileşme ve yerleşim yerlerinden kaynaklanan kirlilik olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Gürültü de, insan yaşamını olumsuz etkileyen unsurlardan birisidir. Ses kirliliği olarak da adlandırılan gürültü arttıkça, insanların ruh sağlığını bozduğu ve iş verimliliklerini düşürdüğü kabul edilen bir gerçektir. Ancak, nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşmeyle birlikte gürültününde arttığı ve artacağı önemli bir gerçektir. Yeni enerji kaynağı olarak kullanılan nükleer enerji ise, çeşitli yollarla çevre kirliliğine yol açmaktadır. Nükleer enerji merkezleri, nükeer reaktörler ve nükleer silahlar başta olmak üzere, birçok materyaller radyasyon yayarak, doğaya önemli ölçüde zarar vermektedirler.
|
||