![]() |
||
Stratejik Planlama ve Amaçlar Sistemi Örgüt davranışı disiplininin tarihsel gelişimini açıklamak. Örgütsel davranış disiplini ikinci Dünya Savaşı sıralarında ortaya çıkmış olmasına rağmen, tarihçesi çok eskiye hatta Yunan düşünürlerine kadar gitmektedir. Ancak son 20-25 yıl içerisinde örgüt içindeki insan davranışlarının anlaşılması açısından büyük önem kazanmıştır. Örgütlerin tarihi çok eskiye dayanmakla birlikte, Örgütsel davranış yeni bir disiplindir. Örgüt içinde çalışan insanın yeri tartışılmaz derecede önem taşır. Çünkü örgütleri yaratan ve geliştiren insanın kendisidir. Çağımızda ise bu önem daha da artmıştır. Yönetim yaklaşımlarının temel özelliklerini tanımlamak. 20.yy.'ın en önemli yaklaşımlarından ilki Bilimsel Yönetim Yaklaşımı'dır. F.W. Taylor, bu modelin en çok tanınan ismidir. Bu nedenle bu modele Taylorizm de denir. Bilimsel yönetim anlayışının üç temel önerisi vardır. Bunlar: • Bir işi yapmak için en iyi olan tek yolu bulmak amacıyla zaman ve yönetim araştırması yapılması, • işi en iyi biçimde yapmak için çalışanın özendirilmesi, • işgörenlerin çalışma şartlarını düzenleyen, yetenekli nezaretçilerin kullanılmasıdır. Taylor'un çalışmaları sayesinde ihtisaslaşma ve kitle üretim teknikleri büyük önem kazanmıştır. Ancak, çalışanları robotlaştırdığı için de eleştirilmiştir. Daha sonra klasik örgüt kuramını görüyoruz ki, bu kurama katkıda bulunanlar arasında Fayol, Urwick ve Max Weber sayılabilir. Bürokrasi kavramı, Weber'in bulduğu ideal bir tiptir. Weber, bu kavramlarla mantığın ve akılcılığın en yüksek düzeyde gelişmiş olduğu bir formel örgütü kasteder. Weber'in bürokrasisinin dört temel karakteristiği vardır. Bunlar: • Örgütün büyük bir hacme sahip olup, çok sayıda insanı istihdam etmesi, • iş görenlerin vasıfsız veya yarı vasışı oluşları, • Basit bir kütle üretim teknolojisi, • Basit bir ürün yada çıktı. Daha sonra 1930'lara gelindiğinde Elton Mayo ve arkadaşlarının ortaya attıkları insan ilişkileri yaklaşımını görüyoruz. Bu yaklaşıma da Hawthorne araştırmaları öncülük etmiştir. Bu yaklaşımın temel görüşlerine göre bireyler yetişmiş oldukları sosyal çevreye göre tepki göstermekteydiler, çalışanlar için birlikte bulundukları grup, verimlilik ve başarı da büyük bir önem taşımaktadır. Bu yaklaşım içinde bilinen iki önemli kuramcı, Douglas Mc Gregor ve A. Maslow'dur. Mc Gregor (X) ve (Y) kuramı ile, Maslow ise ihtiyaçlar Hiyerarşisi Yaklaşımı ile tanınmışlardır. Daha sonra sistem yaklaşımını görüyoruz. Sistem, birbiriyle ilgili parçaların bir bütün olarak fonksiyon görmesini ifade eder. Sistem yaklaşımının özünde olayları bir tek nedene bağlamanın güçlüğü yatar. Daha sonra geliştirilen durumsallık modelinin temelinde ise örgütteki yönetsel davranışları belirleyecek birtakım kuralların olmadığı tezinden hareket eder. Durumsallık yaklaşımı, örgütsel davranışı açıklamada her duruma aynen uygulanan evrensel birtakım kural ve prensipler geliştirmeyi reddeder. Durumsallık yaklaşımı üzerinde duran yazarlar, değişik çevre faktörlerini incelemişlerdir. Bu konuda Joan Woodward ve James D. Thomson, E. Trist, ayrıca Lawrence ve Lorsch, Burns ve Stalker teknoloji konusunda bilinen önemli isimler arasında yer alır. Örgütsel Davranışta ortaya çıkan yeni yaklaşımları tartışabilmek. Çağımızda örgüt içerisinde devrim sayılabilecek gelişmeler giderek önem kazanmaktadır. Bunların en yaygın bilinenleri şu şekilde sıralanabilir: • Örgütün uygun büyümesi veya küçülmesi, • Çalışanların güçlendirilmesi, • Performans'a göre ücret, • Kaliteye bağlanma veya kalite yönetimi, • Farklılaşmış işgücü, • Öğrenen örgütlerdir. Ayrıca çağımızda bilgi yönetimi denilen yaklaşımda giderek önem kazanmaktadır. Çağımız örgütleri sahip oldukları bilgi yönetimi sayesinde, çevrelerine karşı avantajlı hale gelmektedirler. Bu da bilgiyi elde etme, paylaşma ve kullanma amaçlarını içermektedir. Bilgi, örgüt yapısı içinde entellektüel sermaye olarak adlandırılmaktadır. Entellektüel sermaye ise örgüt içindeki diğer üç sermayenin toplamıdır. Bunlar; insani sermaye, yapısal sermaye ve müşteri sermayesidir.
|
||