|
Planlı Dönemde Ekonomik
Politikalar
1960 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kurulması ve
ayrıca kalkınmanın planlanmasının 1961 Anayasası ile devlete bir
görev olarak verilmesiyle ülkemizde planlı kalkınma dönemi
başlamıştır.1963 yılında uygulanmaya başlanan beş yıllık
kalkınma planlarının birincisinde milli gelirde yıllık ortalama
%7’lik bir artış öngörülmüş, bu oran %6.7 olarak
gerçekleşmiştir. BBYKP döneminde tarım kesiminden sanayi ve
hizmet kesimine bir istihdam kayması kendini göstermiş, milli
hasılada tarımın payı azalmış, buna karşın sanayi ve hizmetlerin
payı artmıştır.Özetle, BBYKP ülkenin sanayileşme ve
kalkınmasında önemli ölçüde etkili ve başarılı olmuştur
diyebiliriz.İkinci beş yıllık planın en önemli özelliği,
ekonomik gelişme ile ilgili bütün diğer büyüklüklerin, büyüme
hızına bağımlı olarak ele alınmış olmasıdır.Plan dönemi için
hedeflenen yıllık ortalama %7’lik büyüme hızı, %6.9 olarak
gerçekleştirilmiştir. GSMH’da sektörlerin payı, tarımda %27.7,
sanayide %21.0 ve hizmetlerde %50.5 olmuştur. Tarım ve sanayi
için planlanan hedeflere ulaşılamamış, hizmetlerde ise
aşılmıştır. Plan döneminde ihracat gelirleri yıllık ortalama
%25’lik bir artış göstermiştir.Hızlı bir sanayileşme ile dışa
bağlılığı azaltan bir sınai yapının oluşturulması için Üçüncü
Plan döneminde yapım sanayi içinde ara ve yatırım malları
sanayilerinin payının artırılmasına önem verilmiştir. Üçüncü
plan yıllık ortalama %7.9’luk bir ekonomik büyümeyi hedeflemiş,
ancak bu oran %6.5 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu plan döneminde
tüketim malları üretiminin toplam yapım sanayi üretimindeki payı
azalırken ara ve yatırım mallarının payı 1972 yılına göre
artmıştır. Yapım sanayi üretiminin planın sanayileşme hedefleri
ile aynı doğrultuda olmasına karşın, hedeflenen oranlara pek
ulaşılamamıştır.Dördüncü plan, önceki planların doğal bir
uzantısı olarak, ekonomik büyüme için gerekli yatırımların büyük
ölçüde kamu kesimince sağlanmasını,sınai üretimde ithalat yerine
yerli üretim politikasının sürdürülmesini öngörüyordu. Öte
yandan ihracatın yılda ortalama %18’den fazla artışını ve
böylece de döviz darboğazının aşılması amaçlanıyordu. Dördüncü
planda da %8.2 gibi yüksek bir büyüme hızı hedeflenmiş, ancak bu
hız gerçekleştirilememiş, ortalama büyüme hızı %2.4 olmuştur.
Dördüncü plan döneminde yatırımların GSMH’ya oranı düşmüştür.
Fiyatlar genel düzeyi önemli oranda artmıştır. İşsizlik oranı
da, 1981 yılında % 16.75 iken, 1983 yılında %20’ye
yükselmiştir.Dördüncü planı değerlendirirken önemli iki noktayı
gözden kaçırmamamız gerekir: Bunlardan birincisi 24 Ocak 1980’de
alınan istikrar önlemleri,ikincisi ise aynı yılın Eylül ayındaki
askeri müdahale. Bu iki olay, dördüncü planının uygulanmasını
olanaksız kılmıştır.Gerçekten de 24 Ocak Kararları, öncekiler
gibi yalnızca ağırlaşan ekonomik koşulların giderilmesini
amaçlayan bir dizi istikrar önlemi olmaktan çıkıp, alışılmış
planlama anlayışının sona ermesi biçiminde de yorumlanmıştır.
Ekonomik düzen politikasında ortaya çıkan bu değişim, 1984 yılı
için bir geçiş programı hazırlanmasına ve artık 1985’ten sonraki
beş yıllık planların yeni bir anlayışla kaleme alınmasına yol
açmıştır.1980’den sonra önemli ölçüde değişen ekonomik düzen
politikasına dayalı kalkınma stratejisi Beşinci Plana olduğu
gibi yansımıştır. İktisadi büyüme, ihracata bağlı kılınarak
belirleyici bir amaç değişken olmaktan çıkmıştır. Beşinci
planda, “verimlilik ve ihracat artışını teşvik eden” ve
“tarımsal gelişme potansiyelini gözeten” bir yapı içinde “sınai
üretim payının yükseltilmesi ile ekonomik ve sosyal yapının
geliştirilmesi” temel amaçlar olarak benimsenmiştir. Beşinci
plan hedeflerinin gerçekleşmelerine bakıldığında,gerek GSMH
gerekse sektörel gelişme hızları için öngörülen hedeflerin
gerisinde kalındığı anlaşılmaktadır.Altıncı Plan, “açık toplum
ve rekabete açık ekonomi ilke ve esasları doğrultusunda Türk
Ulusunun hayat seviyesini yükseltmeyi” temel amaç olarak
saptamıştır. Bu arada hızlı, dengeli ve istikrarlı kalkınma
süreci içinde gelir dağılımını iyileştirmek, işsizliği, bölgesel
ve yöresel gelişmişlik
farklarını azaltmak da planın başlıca amaçları arasında yer
almıştır.Plana göre, büyümenin serbest rekabet ortamında ve özel
sektörün dinamizminden en üst düzeyde yararlanarak
gerçekleştirilmesi, iktisadi faaliyetlerde kamunun yönlendirici
ve özendirici olması, uluslararası bütünleşmeye olanak verecek
bir ekonomik yapının oluşturulması esastır. Altıncı planın
uygulama sonuçları bu hedeflere büyük ölçüde ulaşılamadığını
göstermektedir. Her ne kadar büyüme hızı %7.0 olarak
gerçekleşmişse de, enflasyon oranı 1994’te %70’in üzerine
çıkmıştır. İhracatın ithalatı karşılama oranı %50’ler civarına
gerilemiştir. Dış borçlar 1989’da 41.8 milyar dolardan 1993
sonunda %67.4 milyar dolara çıkmıştır. Toplam iç ve dış borç
stokunun GSMH’ya oranı plan dönemi sonunda %64.55 gibi çok
yüksek bir düzeye çıkmıştır. 1989 yılında GSMH’nın %5.3’ü
oranındaki kamu açıkları 1993 yılında %11.7 oranına
yükselmiştir.Altıncı plan dönemi sonunda Türkiye Ekonomisi, bu
açıkların kapatılamamasının doğurduğu sorunlar nedeniyle 5 Nisan
1994 İstikrar Önlemlerinin alınmasına yol açan önemli bir
iktisadi bunalıma girmiştir.Yedinci plan kurumsal ve hukuksal
düzenlemelere ağırlık vermiştir.Doğrudan üretimde bulunan,
piyasalara müdahale eden ve rant dağıtan devlet anlayışı terk
edilerek ekonomik birimlerin piyasa ekonomisi çerçevesinde etkin
bir biçimde faaliyetlerini sürdürmeleri için gerekli kurumsal ve
hukuksal düzenlemeler öne çıkarılmaktadır. Yedinci planda önceki
planlar gibi hedef belirleme yerine, piyasa ekonomisinin tüm
kurum ve kurallarıyla işlemesini sağlayacak ortamı hazırlayacak
düzenlemelere yer verilmiştir. Yedinci planda, temel olarak
özgür ve demokratik bir ortamın yaratılması, bireyin ve insan
sermayesinin ön plana çıkarılması, sürdürülebilir hızlı bir
büyümenin sağlanması, yaşam düzeyinin yükseltilmesi,gelir
dağılımının iyileştirilmesi ve istihdamın artırılması
amaçlanmıştır. |