|
İmalat Sanayii Sektörü
Bilindiği gibi imalat ya da yapım sanayii, sektör sınıflandırmasında
enerji ve madencilik alt sektörleriyle birlikte sanayi sektörünü
oluşturan bir daldır. Ancak, genellikle sanayi ya da sanayileşme
denildiğinde akla hemen imalat sanayii gelir.Kuruluş yıllarında
uygulanmaya çalışılan sanayi politikası çerçevesinde özendirme,
sınırlı bir korumacılık ve kamu ortaklıkları gibi yöntemlerle özel
sanayi geliştirilmeye çalışılmışsa da, başarı sağlanan olanaklar
ölçüsünde olmamıştır. Özel girişim, temel sanayi alanlarına pek ilgi
göstermemiştir.1933-1945 dönemine ilişkin verilerden sanayi
kuruluşlarının yüzde 44 kadarlık bir bölümünün tarıma dayalı sanayi
ve yüzde 23'ünün de dokuma sanayinde toplandığı anlaşılmaktadır. Bu
dönemde sanayinin belirgin özelliği, temel tüketim malı üretiminde
yoğunlaşmış olmasıdır.1946-1962 döneminde ülke, temel ya da
dayanıksız tüketim mallarının yerli üretimini artırmış ve ithalat
yerine yerli üretimi ikame etme sürecini,bu anlamda tamamlamıştır.
Sanayileşmede, en az özel sektör kadar kamu sektörü de etkili
olmuştur. Belli bir düzeyin altındaki enflasyonist gelişme içinde,
ancak sağlanmasında zorluklarla karşılaşılan bir kısım yatırım ve
ara malları sektörlerinde özel sektör yatırımları artış
göstermiştir.1963-1980 döneminde yürütülen içe dönük sanayileşme ile
Türkiye Ekonomisi'nde dayanıklı tüketim mallarından ara mallarına
uzanan bir sanayileşme hamlesi yaşanmıştır. Bir bilgi birikimi
sağlanmış, hatta kimi mekanik ve elektrikli yatırım malları üretimi
de gerçekleştirilmiştir.Ancak bu üretim, ulusal sanayinin yatırım
malı ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmamıştır. İthal ikameci bir
sanayileşmeyi sağlamak amacıyla izlenen politikalarla ortaya çıkan
imalat sanayii bir çok sorunla da karşılaşmıştır: Mutlak koruma
altında optimum ölçeğin altında, verimsiz, yüksek maliyetli,
kalitesi düşük üretim ve aşırı değerlendirilmiş kur politikasıyla,
adeta caydırılan ihracatın gelişmemesi yanında sanayinin ihtiyaç
duyduğu ara ve yatırım malları ithalatının artması ile dış ticaret
açığının sürekli büyümesi bunların en başta gelenleridir. 24 Ocak
1980 Karaları ve bunu izleyen ekonomi politikası
önlemleri,Türkiye'nin sanayileşme ve kalkınma stratejisinde önemli
bir dönüşümün belirleyicisi olmuştur. Böylece, öteden beri izlenmeye
çalışılan ithal ikameci sanayileşme stratejisinin yerine ihracata
yönelik bir sanayileşmeye uygulanmaya çalışılmıştır. Bu uygulama,
izleyen yıllarda,özellikle imalat sanayi ürünlerinde önemli bir
ihracat artışı sağlamıştır.Bu yolla, ayrıca sınai girişimciler
uluslararası rekabetin dikkate alınması,verimlilik ve kalite
unsurlarına gereken önemin verilmesi gibi konularda
bilinçlenmişlerdir.1963'ten bu yana geçen dönem boyunca, çeşitli
göstergeler aracılığıyla incelendiğinde, Türk İmalat Sanayinin GSMH
'nın büyümesinde, istihdam olanaklarının genişletilmesinde ve dış
ticaret büyüklüklerinde gelişen ve giderek dışa açılan bir ekonomik
yapının yaratılması yönünde, kimi dönemlerde ortaya çıkan
aksaklıklara rağmen olumlu bir gelişme eğilimi gösterdiğini
söyleyebiliriz.
|