Parasal Birlik ve Avrupa Para Sistemi

Para birliği, döviz kurlarında birliğin sağlanmasını, sermaye hareketlerine konan tüm kısıtlamaların kaldırılmasını , üye ülkeler arasında konvertibilitenin gerçekleştirilmesini, konvertibilitenin korunacağı konusunda tam bir güvencenin sağlanmasını gerektirir. Para birliği'ne katılmanın faydaları arasında döviz rezervlerinde tasarruf, birlik içinde belirsizliğin ortadan kalkması, sermaye hareketlerinde mobilizasyon, kambiyo işlemlerinin ortadan kalkması sayılabilir. Para birliğine katılmasının maliyeti, birlik içinde sabit kur sisteminin uygulanması dolayısıyla orataya çıkar. Ülke, para birliğine katılmakta, bağımsız bir döviz kuru politikası izleyemez. Avrupa Birliği'ni kuran Roma Antlaşması'nda parasal konularda kesin hükümler bulunmamakta idi. Fakat buna rağmen Avrupa Birliği üyeleri Birlik içinde bir Avrupa Para Sistemi kurulması için çalışmalara başlamışlardır. Bu çerçevede Barre ve Werner Raporları hazırlanmıştır. Avrupa Para Yılanı veya Tüneldeki Yılan, Avrupa Para Sistemi Kurulmadan önceki uygulamalardır. Avrupa Para Sisteminin esasları, 1978 Bremen Avrupa Zirvesi'nde kabul edilen Bremen Raporu'nun ekinde belirlenmiş ve sistem resmen 13 Mart 1979'de yürürlüğe girmiştir. Avrupa Para Sistemi'nin temel amacı, Avrupa Toplulugu içinde parasal istikrarı gerçekleştimek ve istikrarlı bir Avrupa Para Bölgesi yaratmaktır. Sistem, sabit fakat ayarlanabilir döviz kurlarına dayanmıştır. Avrupa Para Sistemi Avrupa Para Birimi (ECU), döviz kuru mekanizması ve kredi mekanizması (parasal destek) olarak üç temel üzerinde inşa edilmiştir. Günümüzde EURO'nun esasını oluşturan ECU, Avrupa paralarından meydana gelen bir sepete dayanan ve Topluluk para otoriteleri tarafından "ödeme aracı" ve "hesap birimi" olarak kabul edilen resmi ve suni bir para birimi olarak geçmişte görev yapmıştır. 1993 Maastricht Antlaşması ile, Avrupa Topluluğu (o zamanki ismi) ülkelerinde Tek Para Birimi ile sembolleşen Avrupa Para Biriliği'nin üç aşamada Ekonomik ve Parasal Birliğe ulaşması öngörülmüştür. Ekonomik ve Parasal Birliğin üç aşamasından ilki, 1 Temmuz 1990 tarihde başlamış ve 31 Aralık 1993'de son bulmuştur. İkinci aşama, 1 Ocak 1993'te başlamıştır. Bu aşamada, bir Avrupa Para Enstitüsü'nün kurulması ve bunun daha sonra Avrupa Merkez Bankasına dönüştürülmesi öngörülmüştür. Üçüncü aşamaya, 1 Ocak 1999'da geçilmiştir. Bu aşamaya geçiş için 15 AB üyesi ülkenin "ekonomik yakınlaşma" kriterlerini yerine getirmesi gereklidir. Bu kriterler, 5 adettir. 1 Ocak 1999'da Avrupa Para Birliği'ne katılan AB üyesi ülkeler, paralarının Avrupa Parası olan EURO karşısındakı kurlarını sabitlemişlerdir. Bu tarihten sonra EURO, kaydi olarak üyelere kullanılmaya başlamıştır. 1 Ocak 2002 tarihde EURO kağıt ve madeni paraları tedavüle çıkacaktır. 1 Temmuz 2002'de ise , APB'ne dahil milli paraların yasal statüleri sona erecek ve AB ülkelerinde sadece EURO kullanılmaya başlanacaktır. EURO'nun tam olarak kullanıma girmesiyle, AB içinde seyahat eden kişilerin döviz kurlarındaki farklılıklardan kaynaklanan maddi zararları ortadan kalkarak, komisyonlar sıfırlanacak, ödeme ve havale işlem ücretleri olmayacak, mal ve hizmetlerinin satış fiyatları tüm AB ülkelerinde aynı olacak, böylece fiyatlar konusundaki belirsizlikler giderilecektir. Kur farklılıkların gizlediği gerçek fiyat ortaya çıkacak, hangi malın nerede pahalı, nedere ucuz olduğu bilinecek ve Avrupa pazarı fiyat şeffaflığına bürünecektir. Milli paraların Euro karşısındaki sabit kurları bilindiği için basit orantı kurularak kolayca birbirlerine çevrilmesi mümkündür. Türkiye açısından parasal birliğin avantajlarından tam olarak yararlanılmasını enflasyon, faiz oranı ve döviz kuru istikrarı gibi sorunlar engellemektedir. Türk ekonomisinin AB ile birinci derecede olan ilişkisi nedeniyle Euro kullanımı Türkiye ekonomisini fazlasıyla etkileyecektir.